Tarafsız Anne Baba Olmak

ANNE BABA REHBERİ Güvem TÜRE

Şimdiiiii  hangi anne ve babaya sorsanız onların çocukları çok akıllı ve de yeteneklidir. Sohbetlerde çocuklarından söz ederken “öyle laflar ediyorlar ki vallahi ben akıl edemezdim.” diyorlar. Anne ve babanın akıl edemediğini çocuğun akıl etmesi çocuğun yüksek zekâsı olduğunu göstermez. Şimdiiii ne yapmalı? Nasıl davranmalı da doğruyu bulmalı o zaman? Tarafsız olmalıyız. Anne ve babaların en zorlandıkları iş de budur: Tarafsız olmak.

 

 

Onu başkaları ile kıyaslamamalıyız. Onun da eksikleri olduğunu kabul ettiğimiz zaman çocuğumuza yaklaşımımız fark edecek ve ona karşı daha doğru davranmış olacağız.

 

Yetenek bir kimsenin bir şeyi anlama ya da yapabilme niteliği, kabiliyetidir. Bunun tabii ki genlerle de ilgisi vardır. Herkesin yeteneği farklıdır. Çünkü anne ve babaların yetenekleri farklıdır. Annelere göre, çocuk hangi konularda eksikse mutlaka babasına çekmiştirler. Babalara göre ise onlar annelerinin çocuklarıdır.

 

Her çocuk tek ve biriciktir. Bu nedenle de her çocuğun yeteneği farklıdır.

 

Eğer çocuğumuz okul öncesi eğitim almışsa bu konuda anne ve babalara en çok yardım edecek olanlar o eğitim kurumundaki eğiticilerdir. Anne ve babalardan daha çok eğiticilerle birliktedir çocuklar. Eğiticiler en iyi gözlemcilerdir. Çocukların güzel sanatlara, bilime, edebiyata veya matematiğe olan yönelimlerinin ipuçları oyunlarındadır. Fakat anne ve babalar çocuklarını o kadar çok sahiplenirler ki, kafalarında ne varsa o konuya yönlendirmeyi seçerler. Oyunları ciddiye almazlar.

 

Kan görmekten korkan çocuğa cerrah olması için baskı yapılır. Tombul kızlar da bale derslerine gönderilir.

 

İyi bir eğitim alan her çocuk, doğru yönlendirilirse  mutlaka ilgisini çeken bir  işe  yönelecektir.. Sabırlı olmak gerek. Ama sabırlı olmak için, daha önce de değindiğim gibi gözlemek gerek. Resim yapan çocuğa, “o kuş öyle çizilmez.” “O da köpek mi, kırmızı köpek olmaz” dediğiniz zaman olan yeteneği de çöpe atmış olursunuz. Bırakın onu. Denize girmeye hevesli çocuklarımıza hem can simidi hem de can yeleği takarak onu denize sokup, üç dakika sonra da  “hadi üşüdün çık” dediğimiz zaman ondan bir yüzücü olamayacağını söylememe gerek yok sanırım. Kumda oynayan ve kuleler yapan çocuğa mutlaka babası önce oyun arkadaşı olacakmış gibi yaklaşır ve sonra da kendisi çocuğun mimari öngörülerine ket vurur. “Öyle kale olmaz. Şuraya yapalım.” Anne de sönen bir mimari yeteneği, babasıyla çok güzel oynuyorlar zannederek izliyordur. Uçurtma şenliklerinde babalar uçurtmaları uçurur ve çocuklar da babalarının peşlerinden şaşkın şaşkın koşarlar.

 

Çocuklarımızda yeni yetenekler icat etmeye çalışmamak gerek. Olan yetenekleri geliştirmek en doğrusudur. Eğitim sistemi zaten var olan her şeyi yok etmek üzere tasarlanmıştır. Bu nedenle çocuklarımızın yetenekleri de budanır. Beden eğitimi derslerinde test çözülür, resim derslerinde ise matematik yapılır, müzik derslerine ise hiç gerek yoktur. Okullar çocuklarımızı aldıkları puanlarla ölçüyorlar. Ne oldukları, nasıl oldukları ve neyi başarmak istedikleri söz konusu bile olmuyor.

 

Kendisini tanıyan, arkadaşları ile iyi iletişim kurabilen, ekip çalışması yapabilen çocuklar, serbest bırakılırlarsa en iyisini yapacaklardır. Neyin mi en iyisi? Tabii ki yapabildiklerinin en iyisi.

 

Güvem'ce

 

Okuyucu Yorumları
Bu Konu Hakkında Siz Ne Düşünüyorsunuz?
Yazı hakkındaki yorumunuz, editörlerimizin incelerinde uygun bulunması durumunda yayına alınacaktır. İlginiz için teşekkür ederiz.

hepimizaileyiz.com ailesi
Konuyla ilgili yorum yapabilmeniz için sitemize üye olmanız gerekmektedir.