Evlilikte Bardak Taştı mı Dönüş Güç Olur!
Bardak Taştığında Dönüş Güç Oluyor! Yeşim Varol’dan Evliliklerde Duygusal Tükenme Uyarısı
İlişki ve Evlilik Danışmanı, Yazar Yeşim Varol Şen, evliliklerde ayrılık kararının çoğu zaman tek bir olayla verilmediğine dikkat çekiyor. Varol’a göre yıllarca biriken ilgisizlik, kırgınlık ve karşılanmayan duygusal ihtiyaçlar, bir noktadan sonra “bardağı taşıran son damla” ile birlikte kadının ilişkiyi bitirme kararı almasına neden olabiliyor.
Bir kadın evlenirken çoğu zaman sevdiği adamla bir ömür boyu mutlu olacağına inanıyor. Evlilik ilerledikçe çocuklar, aileler, iş hayatı ve günlük sorumluluklar devreye giriyor. Bir süre sonra ilişkinin ilk günlerindeki ilgi ve yakınlık azalabiliyor.
İlişki ve Evlilik Danışmanı, Yazar Yeşim Varol Şen, kadınların bu değişimi çoğu zaman uzun süre anlamlandırmaya ve tolere etmeye çalıştığını belirtiyor.

- Evlilikte Tükenme Noktası
Varol’a göre kadın; eşinin kendisiyle konuşmamasından, birlikte zaman geçirmek istememesinden, ailesinin yanında kendisini yalnız bırakmasından, çocukların sorumluluğunu yeterince paylaşmamasından veya ekonomik konularda aşırı müdahaleci davranmasından şikâyet edebiliyor.
Ancak bütün bu şikâyetlerin altında çoğu zaman tek bir duygu yatıyor: İlgisizlik.
- Kadın Evliliğin İçinde Tükenmeye Başlıyor
Evliliğin ilk dönemlerinde eşinin her an yanında olmak isteyen, gün içerisinde yalnızca sesini duymak için arayan bir erkeğin zamanla arkadaşlarıyla daha fazla vakit geçirmesi veya eşinin telefonlarına tepki göstermesi, kadın açısından yalnızca “telefon etmiyor” anlamına gelmeyebiliyor.
Kadın bunu zaman içerisinde sevginin ve ilginin azaldığı şeklinde yorumlayabiliyor.
Varol’un dikkat çektiği nokta ise tam burada ortaya çıkıyor: Kadının yaşadığı duygusal tükenme, çoğu zaman bir günde oluşmuyor.
Azalan sevgi sözcükleri, birlikte geçirilen zamanın azalması, eşin yanında hissedilmeyen destek ve sürekli ertelenen ihtiyaçlar zaman içinde birikiyor.
“Bir Gün Eski Haline Döner” Diye Bekliyor
Kadın, yaşadığı sorunlara rağmen uzun süre evliliğini kurtarmaya çalışabiliyor.
Özellikle çocukların olduğu evliliklerde ayrılık kararının alınması daha da zorlaşabiliyor. Çocuğunun babasından uzak kalmasını istemeyen veya tek başına hayatın sorumluluğunu üstlenmekten çekinen kadın, ilişkiyi sürdürmek için daha fazla sabretmeye çalışabiliyor.
Bu süreçte eşinin değişmesini, ilişkinin yeniden eski günlerine dönmesini bekliyor.
Konuşuyor.
Uyarıyor.
Çözüm öneriyor.
Bazen profesyonel destek almayı teklif ediyor.
Ancak bütün bu çabalara rağmen değişen bir şey olmadığında, kadının ilişkiye dair umudu da yavaş yavaş tükeniyor.
Bardağı Taşıran Her Zaman Büyük Bir Hata Olmuyor
İlişkilerde ayrılık kararının arkasında bazen aldatma, şiddet veya büyük bir yalan gibi ağır bir olay bulunabiliyor.
Ancak her zaman böyle olmuyor.
Bazen son derece küçük görünen bir davranış, yıllardır biriken kırgınlıkların tamamını harekete geçiriyor.
Çünkü mesele aslında son yaşanan olay değil.
Son olay, yalnızca bardağın zaten dolmuş olduğunu gösteren son damla oluyor.
Bu nedenle dışarıdan bakıldığında “Bunun için mi ayrılıyor?” denilen bir olay, kadın açısından yıllardır yaşadığı sorunların tamamının özeti haline gelebiliyor.
Kadın Sustuyorsa Her Şey Düzelmiş Olmayabilir
Yeşim Varol’a göre ilişkinin kritik noktalarından biri de kadının artık konuşmamaya başlaması.
Çünkü uzun süre eşini uyarmaya, yaşadığı sıkıntıları anlatmaya ve çözüm bulmaya çalışan kadın bir noktadan sonra bunları yapmaktan vazgeçebiliyor.
Artık tartışmıyor.
Şikâyet etmiyor.
Israr etmiyor.
Çözüm önermiyor.
Bu sessizlik, bazı durumlarda ilişkinin düzeldiğini değil, kişinin ilişkiyi zihninde bitirmeye başladığını gösterebiliyor.

Erkek Ayrılık Kararıyla Karşılaşınca Şaşırabiliyor
İşte bu aşamada erkek için büyük bir şaşkınlık başlayabiliyor.
“Ben seni seviyorum.”
“Bunun için mi ayrılıyorsun?”
“Akşamları zaten eve geliyorum.”
“Arkadaşlarımla vakit geçirmem seni sevmediğim anlamına gelmez.”
“Bunların hiçbiri seni sevmediğim için olmadı.”
Kadının duyduğu ise bambaşka olabiliyor.
Çünkü kadın için mesele yalnızca eşinin eve gelmesi veya onu sevdiğini söylemesi değil. Sevginin günlük hayatta nasıl gösterildiği önem taşıyor.
Birlikte zaman geçirmek, dinlemek, önemsemek, destek olmak, eşinin yanında durmak ve onun ihtiyaçlarını fark etmek ilişkinin duygusal tarafını besliyor.
Erkek Değişmeye Başladığında Neden Bazen Çok Geç Oluyor?
Ayrılık kararını duyan erkek, bu kez ilişkiyi kurtarmak için harekete geçebiliyor.
Daha önce “Ne gerek var?” dediği tatilleri planlamaya, baş başa yemekler önermeye, birlikte profesyonel destek almaya ve sevgisini daha fazla göstermeye başlayabiliyor.
Ancak burada önemli bir sorun ortaya çıkıyor:
Kadın artık çok uzun süredir beklediği değişimin gerçekleşeceğine inanmayabilir.
Çünkü erkeğin bugün yaptığı değişiklikler, kadının aylarca veya yıllarca istediği şeyler olabilir. Fakat kadın bunları defalarca talep etmiş ve sonuç alamamışsa, son aşamada gelen çabayı samimi olsa bile yeterli bulmayabilir.
“Seni Seviyorum” Demek Her Zaman Yetmiyor
Evliliklerde sevginin yalnızca hissedilmesi değil, karşı tarafa hissettirilmesi de gerekiyor.
Bir erkek eşini gerçekten seviyor olabilir. Fakat sevgisini göstermiyor, onunla iletişim kurmuyor, birlikte zaman geçirmiyor veya ihtiyaç duyduğu anlarda yanında olmuyorsa, kadın kendisini sevilen bir eş gibi hissetmeyebilir.
Yeşim Varol’un yaklaşımında asıl mesele de burada ortaya çıkıyor:
Evlilik yalnızca sevgiyle değil, ilgi ve emekle de besleniyor.
Bu nedenle ilişkide sorunlar henüz küçükken konuşmak, karşı tarafın ihtiyaçlarını küçümsememek ve “Nasıl olsa biliyor” düşüncesine kapılmamak büyük önem taşıyor.
Çünkü bazen kadın gitmeye karar verdiğinde erkek ilk kez ilişkinin ne kadar yıprandığını fark ediyor.
Ve o noktada geri dönüş, ilişkinin en başındaki sorunları çözmekten çok daha zor hale gelebiliyor.
Yeşim Varol Şen