EBEVEYN VE ÇOCUK

Çocuğunuzun Telefonunu Kontrol Etmek Yetmez: Ekranın Ardındaki 5 Dijital Tehlike

Prof. Dr. Oğuz Polat Prof. Dr. Oğuz Polat
Yayın : 02.09.2026

  • Çocukların Yeni Tehdidi Ekranın Ardında: Siber Zorbalık ve Yapay Zeka Riski Büyüyor

Çocuğunuz sosyal medyada ne görüyor, kimlerle konuşuyor? Paylaştığı bir fotoğraf yıllar sonra karşısına çıkabilir mi? Yapay zeka ile oluşturulan sahte görüntüler çocukları nasıl tehdit ediyor?

Uzmanlara göre, çocukları internetten tamamen uzaklaştırmak çözüm değil; onları dijital dünyada güvende kalabilecek şekilde bilinçlendirmek gerekiyor.

Çocuğunuzun Telefonunu Kontrol Etmek Yetmez: Ekranın Ardındaki 5 Dijital Tehlike

 

Çocukların hayatında ekranların ve dijital platformların yeri giderek büyürken, ebeveynlerin karşı karşıya olduğu riskler de çeşitleniyor. Siber zorbalık, çevrimiçi cinsel istismar, grooming, tehdit ve şantaj gibi risklere son yıllarda yapay zeka kullanılarak oluşturulan sahte görüntüler de eklenmiş durumda.

Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği (İMDAT) ile Acıbadem Üniversitesi Suç ve Şiddetle Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi (ASUMA) tarafından hazırlanan “Siber Şiddet ve Çocuk” çalışması, çocukların dijital ortamda karşılaşabileceği tehditlere dikkat çekiyor.

2025 ve 2026 yıllarında yayımlanan yeni araştırmalar ise dijital risklerin çocukların güvenliği ve ruh sağlığı açısından daha fazla önem kazandığını ortaya koyuyor.

  • Çocukların yüzde 66,1'i sosyal medya kullanıyor

Türkiye'de çocukların dijital dünyadaki varlığı artık günlük yaşamın önemli bir parçası. TÜİK'in 2024 Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması'na göre 6-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 66,1'i sosyal medya kullanıyor. Bu oran 11-15 yaş grubunda yüzde 79'a yükseliyor.

Çocukların yüzde 76,1'i cep telefonu veya akıllı telefon kullanırken, sosyal medya kullanan çocukların yüzde 97,9'u bu platformları düzenli olarak kullanıyor.

UNICEF'in 2025 yılında yayımladığı “Childhood in a Digital World” raporu da internetin çocukların yaşamında eğitim, oyun, arkadaşlık ve beceri geliştirme açısından önemli bir araç haline geldiğine dikkat çekiyor.

Bu nedenle uzmanlar, çocukları dijital dünyadan tamamen uzaklaştırmak yerine onların karşılaşabilecekleri riskleri tanımalarını ve güvenli davranış geliştirmelerini daha önemli görüyor.

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı ve ASUMA Direktörü Prof. Dr. Oğuz Polat da çocukların dijital ortamdan tamamen koparılmasının çözüm olmadığını belirterek, dijital dünyada karşılaşabilecekleri risklere karşı güçlendirilmeleri gerektiğini vurguluyor.

  • Siber zorbalık çocuğun ruh sağlığını etkileyebilir

Ebeveynlerin çoğu siber zorbalığı yalnızca internet ortamında yaşanan bir tartışma veya “çocuklar arasındaki bir şaka” olarak değerlendirebiliyor. Ancak uzmanlara göre tablo bundan çok daha ciddi.

Prof. Dr. Oğuz Polat'ın aktardığı 1.985 lise öğrencisinin değerlendirildiği araştırmada, siber zorbalık ve siber mağduriyet ile depresyon belirtileri arasında anlamlı ilişkiler bulundu. Araştırma, dijital saldırganlığın ergen ruh sağlığı açısından önemli bir risk alanı olduğunu ortaya koyuyor.

Siber zorbalığa maruz kalan çocuklarda kaygı, üzüntü, yalnızlık, özgüven kaybı ve okul başarısında düşüş gibi sorunlar görülebilir. Bazı durumlarda depresif belirtiler de ortaya çıkabilir.

Çocuğunuzun Telefonunu Kontrol Etmek Yetmez: Ekranın Ardındaki 5 Dijital Tehlike

  • “Çocuğum neden bana anlatmıyor?” sorusunun yanıtı güven olabilir

Çocuğun internette yaşadığı bir sorunu ailesinden gizlemesinin önemli nedenlerinden biri, suçlanacağı veya telefonunun elinden alınacağı korkusu olabilir.

Bu nedenle uzmanlar, çocukla iletişim kurulurken ilk tepkinin yargılamak veya cezalandırmak yerine dinlemek ve desteklemek olması gerektiğine dikkat çekiyor.

  • Çocuğa “Telefonu bırak” demek neden yeterli değil?

Çocukların dijital dünyayla ilişkisi yalnızca eğlenceden ibaret değil. Arkadaşlıklar, eğitim, iletişim ve kendini ifade etme biçimleri de giderek dijitalleşiyor.

Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi'nin 44 ülke ve bölgede yaklaşık 28 bin ergenin verilerini değerlendirdiği araştırmaya göre okul çağındaki ergenlerin yaklaşık yüzde 15'i siber zorbalığa maruz kalıyor, yüzde 12'si ise başkalarına siber zorbalık yaptığını bildiriyor.

Türkiye'deki veriler de çocukların sosyal medya kullanımının oldukça yaygın olduğunu gösteriyor. 11-15 yaş grubunda sosyal medya kullanımı yüzde 79'a ulaşırken, sosyal medya kullanan çocukların yüzde 49,5'i hafta sonlarında yaklaşık iki saat veya daha fazla zaman geçiriyor.

Prof. Dr. Oğuz Polat'a göre bu noktada ailelerin yalnızca “telefonu bırak” demesi yeterli değil. Çocukların dijital dünyadan koparılması yerine, bu dünyada güvenli davranabilmelerini sağlayacak eğitim, iletişim ve güven ilişkisinin oluşturulması gerekiyor.

  • Yapay zeka çocukların dijital güvenliğini nasıl tehdit ediyor?

Dijital dünyadaki yeni risklerden biri de yapay zekayla oluşturulan sahte görüntü ve videolar.

UNICEF'in Haziran 2026 tarihli değerlendirmesinde, 11 ülkeden elde edilen araştırma tahminlerinin yalnızca bir yıl içinde en az 1,2 milyon çocuğun görüntüsünün yapay zeka kullanılarak sahte cinsel içerikli görüntü veya videolara dönüştürülmüş olabileceğine işaret ettiği belirtiliyor.

Bu durum, çocukların gerçek bir görüntüsünün izinsiz kullanılmasının ötesinde yeni bir tehlike alanı oluşturuyor. Yapay zeka ile bir çocuğun hiç bulunmadığı bir ortamda bile sahte görüntüler oluşturulabilmesi, çocukların mahremiyeti ve psikolojik bütünlüğü açısından ciddi endişelere yol açıyor.

Prof. Dr. Oğuz Polat, yapay zekanın çocuklara yönelik dijital istismarın boyutunu değiştirebilecek bir teknoloji olduğuna dikkat çekerek çocuk koruma politikalarının bu yeni risklere göre yeniden ele alınması gerektiğini belirtiyor.

  • Anne babalar çocuklarının dijital ayak izine dikkat etmeli

Çocukların güvenliği yalnızca onların internette yaptıkları paylaşımlarla sınırlı değil. Ebeveynlerin çocukları adına yaptığı paylaşımlar da dijital ayak izinin bir parçasını oluşturuyor.

Çocuğun fotoğrafları, okulunun adı, bulunduğu yer, günlük yaşamı veya özel anlarının sosyal medyada paylaşılması bugün masum görünebilir. Ancak bu bilgiler çocuğun gelecekteki mahremiyeti açısından risk oluşturabilir.

Uzmanların ailelere önerdiği basit ama önemli soru ise şöyle:

“Bu görüntüyü çocuğum yetişkin olduğunda da görmek ister mi?”

Ailelerin çocuklarının özel görüntülerini paylaşmaması, konum ve okul bilgilerini gizli tutması, sosyal medya hesaplarının gizlilik ayarlarını kontrol etmesi, güçlü şifreler ve iki aşamalı doğrulama kullanması dijital güvenliğin temel adımları arasında gösteriliyor.

  • Çocuğunuz size her şeyi anlatabileceğini bilmeli

Dijital güvenliğin en önemli parçalarından biri teknoloji değil, çocuk ile ebeveyn arasındaki güven ilişkisi.

Bir çocuk tehdit, şantaj, siber zorbalık veya cinsel içerikli bir mesajla karşılaştığında ailesine anlatmaktan korkuyorsa sorun daha da büyüyebilir. Bu nedenle çocuğa, karşılaştığı sorun ne kadar ciddi olursa olsun ailesinden yardım isteyebileceği mesajının verilmesi gerekiyor.

Uzmanlara göre çocukların dijital dünyadan tamamen uzaklaştırılması yerine; mahremiyetini koruyabilen, siber zorbalığı tanıyabilen, dijital haklarının farkında olan ve gerektiğinde yardım isteyebilen bireyler olarak güçlendirilmesi gerekiyor.

Ailelerin uygulayabileceği 5 altın kural

1. Yasaklamak yerine konuşun

Çocuğun internette neler yaptığını yargılamadan dinleyin.

2. Mahremiyetini koruyun

Fotoğraf, konum, okul ve özel bilgilerini paylaşmadan önce iki kez düşünün.

3. Siber zorbalığı küçümsemeyin

Tehdit, şantaj veya zorbalık karşısında çocuğu suçlamak yerine yanında olun.

4. Dijital güvenliği güçlendirin

Gizlilik ayarlarını kontrol edin, güçlü şifreler ve iki aşamalı doğrulama kullanın.

5. Yardım istemesini teşvik edin

Çocuğunuza “Ne olursa olsun bana anlatabilirsin” mesajını verin.

Unutmayın: Amaç ekranı tamamen ortadan kaldırmak değil

Çocukların dijital dünyayla ilişkisini tamamen kesmek günümüzde gerçekçi bir çözüm olmayabilir. Asıl hedef, çocukların interneti ve sosyal medyayı kullanırken karşılaşabilecekleri riskleri tanıması, mahremiyetini koruması ve bir sorun yaşadığında yardım isteyebilmesidir.

Çünkü dijital dünyada çocuğu korumanın ilk adımı, çocuğun başına gelenleri ailesine anlatmaktan korkmamasını sağlamak.

Konular :
BÜLTEN ABONELİĞİ
Aileye ve hayata dair en güncel uzman görüşleri için bültenimize hemen ücretsiz abone olun!
Zorunlu Alan
Zorunlu Alan